Vücudun tüm ağırlığını taşıyan; bu ağırlığı yürürken toplam vücut ağırlığının 3 katı, çömelirken 5 katı, koşarken 10 katı olarak hisseden diz eklemi, vücudumuzun en büyük ve en fazla yük taşıyan incinme, yaralanma veya yıpranma ile hasar almaya birçok ekleme oranla çok daha yatkın destek eklemidir. Günlük hayatımızda düşmedim, çarpmadım neden dizlerim ağrıyor sorusuna verilecek en makul cevap kaslarda zamanla oluşabilecek tembellik ve eklemler üzerine zamanla binen dengesiz ve aşırı yük olarak tanımlanabilir. 

Ön diz ağrısı

Dizin ön tarafında ortaya çıkan ağrılar genellikle romatizmal hastalıklar, enfeksiyonlar, kıkırdak problemleri, diz bağları ve menisküslere ilişkin sorunlar temelinde oluşur ve merdiven inip çıkarken, uzun süre oturduktan sonra kalkış pozisyonunda giderek şiddetlenen bir ağrı olarak tanımlanır. 

Diz kapağı ağrısı, diz kapağının alt tarafındaki dokunun (kıkırdak) yumuşaması ve parçalanması ile ortaya çıkar. Bacağı bükerken ve düzeltirken kaslar için bir destek noktası konumunda olan diz kapağında hissedilen ağrı, diz kapağının arka yüzeyindeki ya da uyluk kemiği üzerindeki kıkırdağın zedelenerek baskıyı eşit şekilde dağıtamaması ve bu orantısızlığın giderek kıkırdak yapısını daha çok bozması ile şiddetlenir. Diz bükülüyken donuk, ağrı ve/veya gıcırdatma hissi oluşur.

Diz Kapağı Ağrısı Neden Olur?

Diz kapağının aşırı yük altında kıkırdak dokunun aşınması ya da tamamen yok olarak kemiğe zarar vermesi olarak tanımlanan diz kapağı ağrısı, genellikle oturarak çalışan kişilerde, diz kapağının dışa doğru kaydığı bağdaş kurarak oturma pozisyonu tercih eden kişilerde görülür. Bu pozisyonda uzun süre hareketsiz kalan diz kapağında kıkırdak doku yıpranarak ağrıya sebep olur. Diğer yandan sıklıkla bacak bacak üstüne atarak oturulması ve bu pozisyonda uzun süre hareketsiz kalınması da diz kapağı kaymasına sebep olur. Hastalığın tipine göre ağrının şiddeti ve şekli değişkenlik gösterse de tamamı diz kapağı ve eklemi çevresinde konumlanan bir ağrıdan söz etmek mümkündür. 

Diz kapağı ağrısını nasıl engelleyebiliriz?

Hastanın hareketsiz bir yaşam şeklinin olması da diz kapağı ağrılarını tetikleyen bir unsurdur. Uygun egzersizler ile kas gücü artırılarak dize binen yükün azaltılması ve diz kapağını uygun pozisyonda tutmak diz kapağı ağrılarının önlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bir diğer yandan egzersiz sırasında squat gibi aşırı eğilip kalkma gerektiren hareketler yapılırken vücut ağırlığının kalça yerine dize verilmesi diz aşınmasına ve yıpranmasına ve zaman içerisinde diz kapağı ağrısının ortaya çıkmasına neden olur. Hastanın mevcut ağırlığının diz kapağının taşıyabileceği yükten fazla olması da yine diz kapağı ağrısını tetiklemektedir. 

Diz Arkası Ağrısı Neden Olur?

Genel olarak diz kapağının arka bölümünde meydana gelen ağrı baker kisti, artrit, enfeksiyon, yaralanma gibi sebepler ile ortaya çıkar. 

Baker kisti ve diz ağrısı

Baker kisti, dizin arkasında yumru benzeri bir şişlik ve ağrı ile ortaya çıkan bir toplardamar rahatsızlığıdır. Genellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerde görülen bu kist darbe ve travmalara bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi osteoartrit olarak da bilinen yaşa bağlı kemik dejenerasyonu ve aşınmaları, romatoid artrit ve gut hastalığı gibi romatizmal hastalıklar temelinde de oluşabilmektedir. Diz içinde biriken sinovyal sıvının artarak dışarıya doğru taşmaya başlamasıyla oluşan baker kisti, özellikle dizin bükülmesini içeren fiziksel aktiviteler sırasında keskin ağrılara sebebiyet vermektedir. Tedavi edilmediği durumda patlama nedeniyle açığa çıkan eklem sıvısı baldırlara doğru akmakta, sıvı akışının gerçekleştiği baldır bölgesinde belirgin kızarıklık ve şişlikler görülmekte, kan pıhtısı oluşabilmektedir. Kist semptomatik hale geldiğinde kiste neden olan romatizmal veya ortopedik eklem patolojisi tedavisi fizik tedavi uygulamaları ile desteklenmelidir.  

Artrit ve diz ağrısı

Artrit, yani vücut tarafından üretilen, eklemlerde meydana gelen iltihap, diz arkası da dâhil olmak üzere diz ekleminin herhangi bir yerinde ağrıya neden olabilir. Artrit yani eklem iltihabını tek bir nedene bağlamak mümkün değildir. Artritin nedeni artrit tipine göre değişmektedir.

Osteoartrit

Diz ağrısı en sık yaşlanma veya aşırı kullanımıyla ilişkili tip olan osteoartrit ile ilişkilidir. Eklem kıkırdağı, bunun yanı sıra ligamanları (bağları) ve altındaki kemiğin bozulması zamanla ağrı ve eklem hareketlerinde kısıtlanmaya neden olur. Halk arasında kireçlenme olarak bilinen bu eklem hasarı, hormonların kıkırdak yapı üzerine yaptığı olumlu etkinin azalması nedeniyle genellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde özellikle diz ve ellerde daha yaygın şekilde görülmektedir. Bu çerçevede kadınlar özellikle menopozdan sonra yüksek risk grubun içine girmektedir.

Romatoid artrit 

İltihaplı Romatizma, yani tıbbi adıyla romatoid artrit (eklem romatizması), otoimmün sistemindeki bir bozukluk neticesinde ortaya çıkmakta olup; hastanın bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücudun kendi dokularına, özellikle eklem dokularına saldırması neticesinde oluşur. Bu saldırı neticesinde oluşan iltihaplanma, sinovyumun kalınlaşmasına ve dolayısı ile eklemdeki kıkırdak ve kemik dokusunun yok olmasına, tendonlar ve bağların zayıflamasına, zaman içerisinde eklemin doğal şeklini ve hareket kabiliyetini kaybetmesine neden olur. Romatoid artrit ile birlikte diz ağrısı da ortaya çıkabilir, ancak aynı anda her iki dizde de ortaya çıkacaktır.

Artrit kaynaklı yaralanma veya stres sıvı birikimini tetikleyebilir. Bir kas, tendon, bağ veya diğer bağ dokusunun hasar görmesi diz arkası ağrısına neden olabilir. Bu tür yaralanmalar akut olabilir veya aşırı kullanımdan kaynaklanabilir. Hamstring yaralanmaları, menisküs yırtıkları ve arka çapraz bağ (PCL) yaralanmaları dizin arkasında ağrıya neden olabilen üç yaralanmadır.

Genç Yaşta Diz Ağrısı Neden Olur?

Günlük hayatı ciddi şekilde olumsuz yönde etkileyen ve yaşam standartlarını altüst eden diz ağrıları, genel olarak hastanın yaş ve oluşum durumuna göre ikiye ayrılmaktadır. Yaşa bağlı ağrıları çocukluk, erişkinlik ve yaşlılık ağrıları olarak tanımlamak mümkündür. 

Çocukluk döneminde ortaya çıkan koşma, zıplama, egzersiz ile şiddetlenen diz ağrıları genellikle büyüyen kemiklerden kaynaklanmakta olup bu ağrılar 14-15 yaş sonrasında zamanla azalmakta ve yok olmaktadır. 

Erişkinlik ağrıları ise aktif ve yoğun iş hayatına bağlı olabileceği gibi hareketsiz yaşam tarzı ile trafik kazaları, kırılma, çıkma gibi yumuşak dokuda meydana gelebilecek hasarlar sebebi ile ortaya çıkmaktadır. Gençlerde ve özellikle sporcularda en sık karşılaşılan diz ağrısı nedenlerinin başında menisküs yaralanmaları geliyor. Ani hareket ve dönme sırasında oluşabilen menisküs yırtıkları; hareket halinde ve bükme sırasında diz ağrısı, takılma ve merdiven inip çıkamama gibi şikayetleri beraberinde getirir. Tipik olarak, adolesan ön diz ağrısı, gençlerde aşırı kullanım veya yetersiz eğitim rutinlerinin bir sonucu olarak gelişir. Çoğu zaman, bir kas grubu diğerinden daha fazla çalıştırıldığında ortaya çıkar. Ortaya çıkan dengesizlik, diz kapağını hizadan çekerek, eklem içinde eşit olmayan strese neden olmaktadır. 

Yaşlılık denen 65 yaş üzerindeki kişilerde oluşan diz ağrıları ise sıklıkla kıkırdak bozulmaları ve halk arasında kireçlenme diye adlandırılan ‘dejeneratif osteoartroz’ veya ‘gonartroz’ sebebi ile oluşmaktadır. 

Diz Ağrısı Nasıl Geçer?

Diz ağrısında tedavi yöntemleri diz ağrısına sebebiyet veren hasarın tespitine uygun şekilde planlanır. Diz ağrısı tedavisinde ilaç, manuel terapi, enjeksiyon, kuru iğneleme, bantlama gibi teknikler ile tanıya uygun tedaviler uygulanmaktadır. Diz çevresinde oluşan ödem için bantlama teknikleri kullanılabilmektedir. Manuel terapi ile diz eklemlerinin hareketliliği ve/veya stabilitesi ihtiyaca göre tedavi edilip beraberinde egzersizler ile desteklenmektedir. Diz çevresindeki kasları güçlendirmek için yapılan egzersizler dizi stabil hale getirecek ve daha iyi mekanik hareketlere yardımcı olacaktır. Bu noktada hastanın eklemlerine gelen yükü azaltmak yani kilo vermesini sağlamak, egzersiz rutini öncesinde germe ve esnetme egzersizleri ile kas gerginliğinin önlenmesi, hastanın yürüyüş ve yüzme gibi diz kapağını zorlamayacak egzersizlere yönlendirilmesi gerekmektedir. 

8 yıllık bir fizyoterapist olarak söyleyebilirim ki herkesin hastalık anlayışı ve ağrı algısı çok farklı. Her hastayı kendi yaşantısı içerisinde anlamak, saygı duymak ve bu farkındalıkla tedavi etmek gerekli.