Sıkça Sorulan Sorular

Sırt ve Diz Hakkında SSS

Evet düzeltilebilir. Genellikle vücut posturünün korunmamasına bağlı olarak zamanla gelişen bir durumdur. Çok daha rihit bir hal almadan önlem alınması ve tedaviye başlanması gerekir. Uygun vücut analizi yapılıp gerekli manuel terapi uygulamaları ve egzersizler ile bu durumun önüne geçilebilir. Kişinin tedavi sonrasında da duruşuna özen gösterip, yaşamını ona göre düzenlemesi gerekir. Egzersizlerde düzenli olarak yapılıp fizyoterapist kontrolünde ilerlenmelidir.

Kişi evde iş yaparken ve sabit dururken genelde sırt bölgesi fazla hareketsiz kalır. Bir bölgenin veya dokunun hareketsiz kalması demek oraya giden kan akışının yani dolaşımın azalması demektir. Bu durumda eğer eklem limitasyonu varsa önce eklem mobilitesi yani hareketliliği sağlanır sonrasında sırt bölgesini hareketlendirecek manevralar yapılır. Daha sonra sırt bölgesi için özel egzersizler planlanarak bu durumun önüne geçilmesi sağlanır.

Eklemler rijit bir hal almadıysa düzelir. Eklemlerin tek tek mobilitesinin yani hareketliliğinin arttırılmasıyla başlanır. Kamburluğun seviyesine göre süre ve şiddet farklılık gösterebilir. Hareket kazandırıldıktan sonra bu durumun desteklenmesi gerekir. Gerekli kasların kuvvetlendirilmesi ve dayanıklılığının arttırılması gerekir. Uygun egzersiz programına alınıp düzenli aralıklarla egzersizlerin yapılıp kişinin kontrol altında tutulması gerekir. Kamburluk önlenebilir ve düzeltilebilir bir durumdur.

Sırttaki gerginliğin birçok sebebi olabilir. Öncelikle ayrıntılı bir değerlendirme yapılıp neden neyin sebep olduğu bulunur. Eklemlerdeki hareketsizlik veya fazla hareketliliğe bağlı refleks kasılma, kilitlenme , sinir hattındaki gerginlik veya hareketsizlik veya sinire olan baskı, tehdit ve konnektif dokudaki değişiklikler gibi birçok neden buna sebep olabilir. Bu duruma sebep olan durum bulunup uygun tedavi programı sonrasında gerginlikten dolayı oluşan hareket kısıtlılığı ortadan kalkar.

Sırtın hareketsiz kalması günlük hayattaki alışkanlıklarımızı etkiler. Otururken, yürürken yada koşarken hareket noktamız ve rotasyonun ( yani dönüşlerin) pivot noktasıdır. O yüzden sırt bölgesinin hareketli olması gerekir. Sırtın her yönden hareketinin kazandırılıp daha sonra da yeterli kas kuvvetinin arttırılması gerekir. Verilen egzersizlerin belli aralıklarla düzenli bir şekilde yapılması gerekir. Günlük hayatta da sırt posturüne dikkat edilip hareketsiz kalmamaya özen gösterilmelidir.

Daha çok masa başı çalışan, gün içinde hareketi az olan kişilerde ve öğrencilerde görülebilir. Bunun haricinde fonksiyonel kısalık varsa bu durumu kompanze etmek için duruşunu değiştirebilir. Ayrıca sinir kök basısına bağlı baskıyı azaltmak içinde duruşunu değiştirip bu duruma adaptasyon sağlayabilir. Skolyoz yani omurga eğriliği de duruş bozukluğuna sebep olabilir. Yani duruş birçok nedeni olabilir. Belli bir nedene bağlı olmadan oluşan duruş bozukluğu genelde posturüne ve duruşuna dikkat etmeyen veya genel vücut kuvveti düşük olan  kişilerde görülür.

İyi bir değerlendirme gerekir. Sebebi direk torakal bölgeden kaynaklı olabilir. Sırttaki hareketsizlikten , eklem problemlerinden kaynaklı, duruş bozukluğundan kaynaklı veya sinir hattındaki herhangi bir problemden kaynaklı olabilir. Bunların dışında boyun veya belden kaynaklanan herhangi bir patolojik durum sonucunda da sırt bölgesine yansıyan ağrı oluşabilir. Bu durumda önce bel veya boyun probleminin tedavi edilmesi gerekir böylelikle ağrılar ortadan kalkar.

Hayır . Tedavi sonrasında şikayetler tekrarlamaz . Lakin  verilen egzersizler tedaviden sonrada belli sürede yapılması şartıyla . Tedavide nedeni yani altta yatan sebebi bulup tedavi ettiğimiz için patolojik durum tamamen ortadan kalkıyor. Bu durumda tekrarlaması için ya uygun kas kuvveti ile desteklenmiyor olması gerekir yada herhangi bir travma , kaza geçirilmiş olması gerekiyor.

Genelde ağrılar kişinin günlük hayattaki, iş ortamındaki , sosyal yaşantısı , ev yaşantısı , psikolojik durumu gibi çevresel her türlü yük durumu arttıkça ve bunu karşılayabilecek farkındalığı olmayınca başlar. Veya kişinin herhangi bir ekstra yükü olmamasına rağmen durumları , işi , yaşananları karşılayacak kapasitesi düşerse de ağrıların ortaya çıkma ihtimali vardır.

Genelde ağrılar kişinin günlük hayattaki, iş ortamındaki , sosyal yaşantısı , ev yaşantısı , psikolojik durumu gibi çevresel her türlü yük durumu arttıkça ve bunu karşılayabilecek farkındalığı olmayınca başlar. Veya kişinin herhangi bir ekstra yükü olmamasına rağmen durumları , işi , yaşananları karşılayacak kapasitesi düşerse de ağrıların ortaya çıkma ihtimali vardır.

Ayrıntılı bir değerlendirme sonucunda merdiven inip çıkmaya engel olacak sebep bulunarak tedavisi yapılabilir. İnip çıkmasını engelleyecek neden ne diz eklemindeki hangi problem buna neden olur , sadece merdiven inip çıkarken mi oluyor yoksa yürürken de var mı , oturup kalkarken de aynı ağrıyı hissediyor mu bunların hepsi ayrıntılı bir şekilde değerlendirilerek çözüme kavuşulur. Yani kişinin fonksiyonu ve ağrısı tedavi için ayrıntılı sorgulanır.

Özellikle menisküsteki yırtığın hangi seviyede olduğuna bakmak gerekir. Dizinin eklem ve eklem dışı dokularının muayenesi ayrı ayrı yapılması gerekir. Kişinin günlük aktivitelerini ve yaşam kalitesini ne denli etkiliyor ve kısıtlıyor bunlar sorgulanmalıdır. Eğer yırtık derecesi yüksekse ve yaşam kalitesini etkiliyorsa ameliyat gerekebilir. Ama yırtık derecesi az ve günlük yaşamını daha az kısıtlamışsa öncelikle manuel terapi ile tedavi olması gerekir.

Dizlerin yürürken içe doğru gitmesinin çeşitli sebepleri olabilir. Bunlardan biri kalça, diz ve ayaktaki dizilim bozukluğu olabilir. Bunun için gerekli manuel terapik uygulamalar ve egzersizler ile bu bölgelerin uygun dizilime getirilmesi sağlanarak çözüme kavuşulur. Bir diğer sebebi dizideki eksen kaybı olabilir. Bunu da uygun kas aktivasyonları ve motor kontrol egzersizleri ile kontrol altına alabiliriz .

Şu an olmasa bile ilerleyen zamanlarda zararı olabilir. Kişi normal kilosunda bile dizde yüklenme oluyor. Her bir kilo artışı durumunda yüklenme daha da artıyor. Bu da diz ekleminde dejenerasyona, harabiyete  neden oluyor. Her adım atışta, merdiven çıkışta , oturup kalkışta ekstra yük demektir. Tıpkı sürekli ağır bişey taşımak gibi. O yüzden tedavi sürecinde de olsa normalde de kilo verilmesinin önemi büyüktür.

Uzun süre oturduğunuzda dizin önünde ağrı olmasının nedeni diz eklem yüzeyinin dizin önünde bulunan kemik olan patella ile fazla temas etmesinden kaynaklanır. Bu temas çeşitli sebeplerden artmış olabilir. Patella çekiş açısının değişmesinden olabilir, kas aktivasyonu azalmasından veya eklemde ki herhangi bir durumdan kaynaklanabilir.   Tedavide bu teması, sürtünmeyi azaltacak şekilde diz eklemine birşeyler yapıyoruz . Sonrasında da bunu kas kuvvetiyle destekleyerek bu durumun kalıcı çözüme kavuşturuyoruz. 

İleri yaş, aşırı kilo , önceden geçirilen eklem yaralanmaları, eklemlerin aşırı kullanımı , zayıf bacak kasları ve genetik etkiler. Diz eklemindeki kıkırdak doku eklem hareketi için yumuşak , kaygan bir yüzey sağlar ve kemiklerin arasında yastikcik görevi görür. Kireçlenme olan kişilerde ise kıkırdak yapısı aşınma nedeniyle bozulur. Bu durumda ağrıya sebep olur. Eklemlerde şişme ve eklem hareketlerinde problemler ortaya çıkar .

Dizdeki boşa düşme hissi dizin stabilizasyon eksikliğinden kaynaklanır. Dizin kontrolünü sağlayan kasta motor kontrol kaybı vardır. Öncelikle aktivasyon sağlanıp onun üzerine diz stabilizasyon çalışmaları ile bu durumun önüne geçilir. Kişi yürürken dizini boşa atıyor gibi , bir anda sanki dizi kırılacakmıs gibi hisseder. Çok ciddi bir durum değildir ama önlem alınmazsa dizde harabiyete neden olabilir.

Ön çapraz bağ koptuktan sonra 2 yolu vardır. Eğer kişi aktif spor yapiyorsa ameliyat olması gerekir . Ama sedanter veya sporu hayatında aktif olarak yapmıyorsa sadece hobi olarak yapıyorsa ameliyat olmasına gerek yoktur. Önce manuel terapi görüp arkasından düzenli bir şekilde rehabilitasyon programına alınması gerekir. Ön çapraz bağın görevini yapan kası kuvvetlendirme çalışmaları yapılır .

Ayakta dururken dize içten ve dıştan gelen darbelerde aşırı gerilmeye bağlı yararlanabilir. En sık görülen bulgu bağın üzerine basıldığında hassasiyet hissedilmesidir. Yırtılan bağın üzerinde şişlik meydana gelir. Böyle  bir durumda öncelikle yumuşak doku tedavisi yapılır. Yumuşak doku iyileştikten sonra diz eklemi pozisyonuna bakılır. Diz eklemini iç veya dıştan sabitleyen kaslar kuvvetsizse kuvvetlendirme programi uygulanır.

Diz üstüne oturduğunda yada diz büküldüğünde eklem yüzleri fazla temas eder. Eğer eklemde yani eklem yüzlerinde kıkırdakta  bir dejenerasyon, harabiyet varsa kişi bu fonksiyonu yerine getiremez. Getirmeye çalıştıkça şiddetli ağrı hisseder. Tedavide eklem aralığını rahatlaticak şekilde biseyler yapıp varsa eklemdeki kayma hareketlerini arttıracak şekilde çalışılır.

Boyun ve Omuz Hakkında SSS

Sağlıklı bir omurgada boynumuzdaki omurlarımızın belli bir eğrilikte olması gerekir.bu eğrilik dışarıdan C şeklinde görünür ve boynun bu şekline servikal lordoz adı verilir. Boyun omurlarımızın bu şeklinin artan yükle beraber bozulmasına yani C şeklindeki kavisin düz olmasına  boyun düzleşmesi denir. Dışarıdan baktığımızda baş gövdenin daha önünde durur ve çene yukarıda kalır. Boyun düzleşmesi beraberinde hareket kısıtlılıklarına, ağrıya, kas spazmlarına, yaşam kalitesinin düşmesine sebep olur.

Modern yaşamın gerektirdiği uzun süre masa başı çalışmalar sonucunda, hareketsiz yaşam, boyun kaslarımızın zayıflığı, duruş bozukluğu ve stres,üzüntü,anksiyete gibi faktörler boyun düzleşmesine neden olabilir. Düzleşme ile birlikte beyni besleyen damarlarımızda kan dolanımı azalması, boyun omurgalarımızın arasından geçen sinirde gerilme veya bası, boyun çevresindeki kaslarda yorgunluk veya aşırı spazm görülür. Kişi boyun kaslarındaki gerginlik, başının yukarı,aşağı ve dönme hareketlerinde kısıtlanma,baş-boyun bölgesinde ağrı hissedebilir.

Boyun düzleşmesi ameliyatsız tedavi ile yani manuel terapi ile iyileşir. Manuel terapide elle bazı özel noktalara dokunarak iyileşme başlatılır.  Terapide amacımız boynumuzdaki kemiklerimizin bozulmuş düzenini tekrar sağlamak ve boyun kaslarımızın tekrar kontrolünü sağlamaktır. Oluşan hareket kısıtlılıkları özel manuel tekniklerle açılır. Boyun düzleşmesine bağlı ağrılarınızı azaltmak için farklı yumuşak doku teknikleri, eklem mobilizasyonları gibi teknikler uygulanır. Boyun düzleşmesi probleminde manuel terapinin yanında uygulanan  lazer sistem egzersizleri  boyun kemiklerinizin C şeklini koruyup  boyun kaslarınızdaki kontrolü artırmayı sağlar. Klinik pilates ile boyun ve sırt kaslarınıza yönelik esneme ve kuvvetlendirme egzersizleri  ile postürünüzü iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapılır.

Boyun omurları arasında yer alan diskin, omurlar arasındaki kanala doğru yer değiştirmesine servikal disk hernisi yani boyun fıtığı denir. Diskin bağ kalitesinin bozulması, boyun düzleşmesi, yanlış duruş alışkanlıkları fıtığa sebep olabilir. Fıtığın boyutuna göre ve sinire bası yapmasına göre dört alt gruba ayrılır. Klinik tabloda sıklıkla boyun ağrısının eşlik ettiği, kola yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma ya da kol kaslarında güçsüzlük gibi durumlar yer alır.

Genellikle vücudunu çok kullanan kişilerde, 20-40 yaş arası gruplarda, masa başı çalışan kişiler, ders çalışan öğrencilerde sıklıkla görülebilmektedir.  Ağır yük kaldırma, ters bir hareket yapma,  trafik kazası veya düşme sonrası, cep telefonunu uzun süreli ve yanlış pozisyonda kullanma ve duruş bozukluğu boyun fıtığına sebep olabilir.

Boyun fıtığının büyük çoğunluğu ameliyatsız iyileşir. Hastanın kol ve ellerinde ilerleyici güç kaybı varsa ve hasta diğer tedavilere cevap vermiyorsa cerrahi düşünülebilir. Boyun fıtığı manuel terapi ile tedavi edilebilmektedir. Uygulanan özel teknikler ile sinire yapılan bası ortadan kaldırılır. Fıtığa sebep olan ana faktör değerlendirme ile belirlenir ve spesifik alana uygulama yapılır. Basının tekrar oluşmaması için manuel terapi ile birlikte koruyucu egzersizlere önem verilmelidir.

İnsanlar kronik tekrarlayan baş ağrılarından yakınabilir. Ağrıların pek çok sebebi olabilir ; beyin içinde bir takım hastalıklar, görme bozuklukları, migren, stres, anksiyete gibi. Ama baş ağrılarının yüzde 50-60ı da boyun bölgesindeki değişikliğe bağlı  ortaya çıkar. Omurlar arasındaki sinirlerin kanalda daralması sonuncu, kafatası ve boyun bölgesindeki kasların spazmı, boyun düzleşmesi, omurlardaki düzensiz dizilim baş ağrısına sebep olabilir. Ayrıntılı bir değerlendirme ile manuel terapi uygulanarak kişi boyun kaynaklı baş ağrılarından kurtulabilir.

Boyun tutulması, başın bir yöne hareketi sırasında hissedilen zorluk ve ağrı ile karakterizedir. Genellikle ani başlangıçlı olur, kişi bir sabah uyandığında tutulu uanabilir, öksürdüğünde, hapşırdığında, ani hareketlerden sonra hissedebilir. Boyun hareketlerini tüm vücudunu döndürerek tamamlamaya çalışır. Tutulmanın altında yatan sebep bölgedeki kasların gerginliği, boyun sinirlerindeki bir problem, travma, tekrarlayıcı baş üstü aktiviteler olabilir. Boyun tutulmasından birkaç seansta  manuel terapi ile  kurtulunabilir. Yumuşak doku teknikleri ile kas gerginliği azaltılır, eklem mobilizasyon ve manipulasyonları ile bölgedeki limitasyon giderilerek hastanın ağrısız eski hareket kabiliyeti kazandırılır. Tutulmanın tekrarlanmaması için de egzersizler ile desteklenmelidir.

Omurga kemiklerinin arasındaki disklerde ve eklemlerde bulunan dokunun kalitenin bozulmasıyla, sıvının azalmasıyla ortaya çıkar. Ortaya çıkan bu dejeneratif değişiklikler sinir kanallarının daralmasına ve sinire bası oluşturmasına sebep olabilir. Kemik dizilimindeki bozulma, bölgedeki kasların omurgayı korumak için kasılması(spazmı) ve ağrı ortaya çıkabilir. uygulanan manuel terapi ve egzersizlerle bölgedeki kan dolaşımı artırılarak beslenme sağlanır  ve iyileşme başlatılır. Bununla birlikte bölgedeki hareket kabiliyeti ve kontrol artırılır. Boyundan sırta, kola yansıyan ağrıların önüne geçilir.

Boyun sağlığı için önemli olan boyundaki nötral kemik dizilimini korumaktır. İyi diye bildiğimiz her yastık her kişi için ideal değildir. Yastık seçimi de kişinin postürüne yani duruşuna göre farklılık gösterebilir.Yastık seçiminde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır; sırtüstü yattığımızda boyun boşluğunu dolduracak kavitede yükseklik olmalıdır. Kulak hizası omuz hizasından çok fazla yukarıda olmamalıdır. Yüzüstü yatış pozisyonlarında yüksek yastık tercih edilmemelidir, yüksek yastık ile boyun eğriliğini aşırılaştırdığı için pek tercih edilmemektedir. Yan yatış tercih ediyorsak; baş ile omuz arasındaki dengeyi koruyacak yükseklik seçilmelidir. Baş seviyesi omuzlara yakın olmamalıdır. Omurgada eğilme olmadan yastık yüksekliği ayarlanmalıdır.

Kolumuzu öne, yana,arkaya götürmemizi sağlayan kas tendonlarının omuzdaki subakromiyal aralık dediğimz kanalda sıkışması demektir. Kanalın daralması ile birlikte tendonların hareket alanı azalır ve sıkışma meydana gelir.. Kanaldaki daralma bazen eklemde bulunan bursanın iltihaplanması, tendonun inflamasyonu-ödem, acromion dediğimiz kemik çıkıntının şekli ile oluşur.  Hastaların şikayetleri genellikle baş üstü aktivitelerde zorlanma, gece üstüne yatarken ağrı, hareket kısıtlılığıdır. Tedavisinde manuel terapi ile kanalın daralmasına sebep olan faktör ayrıntılı bir değerlendirme ile belirlenip ortadan kaldırılır. Omuz hareketlerindeki kısıtlılık ortadan kaldırılır. Ağrısız hareket alanına ulaşmak için egzersizlerle tedavi desteklenmelidir.

Omzumuzda rotator cuff grubu diye adlandırdığımız koldaki dönme hareketi sağlayan kaslarda yırtılma meydana gelebilir. Genellikle genç hastalarda travma veya zorlayıcı aktiviteler sonucu meydana gelirken yaşlı hastalarda aşınma, yıpranmaya bağlı ortaya çıkabilir. en önemli bulgusu omuz başından başlayıp kolun ortasına kadar devam eden ağrıdır ve genellikle kolu yukarı kaldırırken ağrı oluşur. Ağrıyla birlikte kolda kuvvet kaybı meydana gelir.  Tedavi edilmezse kas yırtıktan dolayı görevini yapamayıp güçsüzleşebilir sonrasında omuz eklem hareketlerinde kısıtlanma meydana gelir. Kas yine çalışamayacak durumda kalır. Bu da kısır döngü yaratır. Bu yüzden erken dönemde tedavi önemlidir.

Kas yırtığı ameliyatsız tedavi edilebilir. Yırtığın derecelenmesine göre tedaviler uygulanır. Konservatif tedaviler arasında en sık kullanılan tedavi fizik tedavi içinde manuel terapidir. Kas yırtığının iyileşme süresini hızlandıracak teknikler uygulanır bununla birlikte kasın yırtılma sebebi aşırı yüklenme ise yüklenme ortadan kaldırılır. Kas kuvvetinin kazandırılması amacıyla kişiye özel spesifik egzersizler yapılmalıdır. Postür bozukluğunun sık eşlik ettiği bu durumda egzersizler sadece omuz bölgesine has olmamalı vücut bütün olarak değerlendirmeli ve postür egzersizleri ile kalıcı iyileşme sağlanmalıdır.

Vücudumuzun en hareketli eklemlerinden olan omuz eklemi en sık karşılaştığımız ağrılardandır. Günlük hayatta sık kullandığımızdan dolayı ağrılarla bu bölgede karşılaşmamız normaldir. Ağrının birçok sebebi olabilir.  Omuz bölgesinde oluşan travmalar, kırıklar, aşırı yüklenme, zorlayıcı aktiviteler, omuz bölgesinin tekrarlayıcı hareketleri, uzun süre pasif tutma, tendonların sıkışması, kas yırtıkları gibi lokal bölge kaynaklı ağrılar olabilir. Bunun dışında kalp hastalıkları, akciğer hastalıkları, fibromiyalji, romatizma gibi sistemik hastalıklar kaynaklı olabilir. Ama en sık karşılaştığımız ağrı sebeplerinden biri de boyun ve sırt kökenli omuz, kol ağrılarıdır. Omzunuzda problem ararsınız ama boyundan çıkan sinirler omuz bölgenizi uyardığı için ağrıların sebebi olur. Sırt bölgesindeki hareketsizlik omzunuzda aşırı yüklenme yapabilir. Omzunuzun kanlanmasını sağlayan yapılar boyun ve sırt omurgalarınızla ilgilidir ve herhangi bi bozukluk durumunda ağrıyı ozuma yansıtabilir. Ağrınızın asıl kaynağını öğrenmek için uzman tarafından ayrıntılı bi değerlendirme yapılmalıdır.

Omuz üstüne yatamama, gece uykudan uyandıracak ağrılar omuz ve çevre dokularında bir problem olduğuna işaret eder.  Üzerine yattığınızdaki ağrının sebebi sıkışma sendromuna veya omuz ve kola giden sinirlerin hareketinde bir problem olduğunu gösterebilir. Eklemdeki iltihaplanma, boyun fıtığı, düzleşmesi gibi durumlar sebep olabilir. Değerlendirme yapıldıktan sonra ana problem ortaya çıkartılıp tedavi edilir. Kalıcı olarak bu problemden kurtutlabilirsiniz.

Halk arasında tenisçi direği olarak bilinen lateral epikondilit ortopedik bir rahatsızlıktır. El bileği ile parmak hareketlerine yardımcı olan kasların; dirseğin dış kısmında mikro düzeyde yırtıklar olması bu rahatsızlığın tanımıdır. Bu tarzda küçük yırtıkların olması dirseği hareketsiz bırakacaktır. Parmaklarımızı açmayı ve el bileğini kaldırmayı sağlayan bu kasların tekrarlayıcı hareketleri sonucu oluşur. Omuz ile yapılması gereken hareketler yerine kişi kol kas yapılarını zorladığından dolayı bu durum meydana gelir. Rahatsızlığın boyutu kişiden kişiye göre değişmektedir.  Bazı hastalar en basit şeyleri dahi kaldıramaz ve bulaşık yıkayamaz. Ayrıca cam silemez, tornavida çeviremez. Bu gibi hareket kısıtlamalarının meydana geldiği lateral epikondilit ağrı kesiciler yardımı ile tedavi edilmeye çalışılırsa sadece ağrının üstü örtülmüş olur. Bölgedeki hasar devam ettiği gibi zamanla ağrınız da iyice büyür. Kalem tutma gibi en ufak hareketi dahi zamanla yapamaz hale gelebilirsiniz. Hastanın uygulanan tedavi yöntemleri ile ağrısı azaldığında günlük yaşamına devam edebilir.

Cerrahi tedavi düşünmeden önce konservatif tedavi tercih edilebilir. Uygulanan manuel terapi ile bölgedeki ödem azaltılır, kolu oluşturan kemiklerin birbiriyle olan ilişkisi düzenlenir, kemiklerin doğru dizilimi sağlanır. kas dokusuna gevşetme ve kuvvetlendirme egzersizleri yaptırılır. Kliniğimizde öncelikle hastalığın hikayesini dinliyor ve daha sonra hastanın spor alışkanlıklarını değerlendiriyoruz. Hastalarımızı muayene ettikten sonra her hastamıza uygun bir tedavi planı hazırlıyoruz. Tanı konulduktan sonra uygun seanslar ile kısa zamanda etkili sonuçlar sunuyoruz.

Omuz yükselti farkının sebepleri arasında ilk sırada skolyoz düşünülebilir. Omurgadaki eğrilikten dolayı bir omuz diğerine göre daha yüksekte görülür. 3 boyutlu skolyoz terapisi ile omuz boyu eşitsizliği giderilir. Tek taraflı çanta kullanımı omuz boyunda eşitsizlik oluşturabilir. Kullanılan çantayı sırt çantasına çevirmek ya da hep aynı omuzda kullanmadan çanta taşınmalıdır. Omuz ve boyun kuşağını birleştiren kaslardaki spazm, gerginlik yine eşitsizlik oluşturur. Kasların spazmı yumuşak doku teknikleri ile çözülebilir.

Omuz başlarının öne doğru dönmesi ve artmış kifoz(kamburluk) ile birlikte görülür. Postüral bir bozukluktur. Ders çalışan öğrencilerde, masa başı çalışan bireylerde çok sık karşılaşılan günümüz problemlerinden biridir. Kemiklerin dizilimindeki bozukluklara ön grup kasların kısalması , arka grup kasların uzaması ve kuvvetsizliği eşlik eder. Medikal egzersizler ile düzelir. Medikal egzersizler sadece kas egzersizlerini içermez aynı zamanda terapist tarafından kemiklerin hareketini artırırcı mobilizasyonlar eklenerek postürün düzlemesi kalıcı hale getirilir. Medikal egzersiz dışında klinik pilates ile de bu problemin önüne geçilir.

Omuzda hareket kısıtlılığı ve bazen ağrıyla seyreden eklemi çevreleyen yumuşak dokuların, özellikle de eklem kapsülünün kalınlaşıp sertleşmesi sonrası ortaya çıkar.  Çoğunlukla 40 – 65 yaş arası kadınlarda görülmektedir.  Şeker hastalığı, tiroid gibi sistemik hastalıklar iyileşmeyi yavaşlatır. Donuk omuz yavaş seyreder ve üç evrede tamamlanır.  1-3 yıl arası tamamlanma ve iyileşme dönemi vardır.  İlk evrede şiddetli omuz ağrısı (gece ağrısı) ve hareket kısıtlılığı başlar. 1-3 ay sürer. İkinci evre 12 aya kadar devam edebilir ağrı yerini hareket kısıtlılığına bırakır ve son evrede donmuş omuz ortalama iki yıldan sonra hareketleri yavaş yavaş açılmaya başlayabilir. Ama hastalar rahatsız edici bir ağrıyı tariflemeye devam edebilir. Tedavide uzman kişi evresine göre uygulamalar ile iyileşme sürecini hızlandırır.

Bel ve Kalça Hakkında SSS

Bel fıtığı, bel bölgemizde bulunan omurların arasındaki diskin dış kısmındaki lifli tabakasının  ağır kaldırma, düşme, zorlanma gibi sebeplere bağlı olarak yırtılması sonucu meydana gelir.  Bu fıtıklaşma sebebiyle sinirler baskı altında kalabilir. Genellikle şiddetli bel ağrısı ve bacağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Her ne kadar fıtık bel bölgesinde olsa da ağrılar sinirlerin hedef organı olan kalça ya da bacak bölgesinde görülebilir. Ama her bel ve bacak ağrısının sebebi bel fıtığı değildir. Bel omurlarında bir bölgenin hareketsiz ve blok halinde kalması ile başka bir bölgeye aşırı yük biner ve bel fıtığına benzer ağrılar ortaya çıkabilir. Bu sebeple iyi bir hasta hikayesi ve fiziksel muayene hastalığın teşhisi için oldukça önemlidir.  

Bel fıtığı belirtileri başlıca bel, bacak ağrısı, ayaklarda uyuşma, öne eğilip kalkmada ağrı, yürümede zorluk gibi şikayetlerdir. Fıtığın  ileri aşamalarında ayaklarda güçsüzlük, idrar ve dışkı tutamama, cinsel fonksiyonların yitirilmesi gibi durumlarda ortaya çıkabilir. Bütün bu semptomlar yavaş yavaş ilerleyebilir veya bir  yaralanmaya bağlı olarak çok kısa süreler içinde de oluşabilir. Her ne kadar bu belirtiler bel fıtığı düşündürsede doğru bir şekilde muayene edilmelidir. Çünkü  radyolojik görüntüleme ile bel fıtığı teşhisi konulup herhangi bir semptomu olmayan vakalar oldukça fazladır. Görüntüleme ile fıtık teşhis edilmeyip bel ve bacak ağrısı olan vakalarda sıklıkla görülmektedir. Bu yüzden problemin kaynağı bulunup doğru bir tedavi programı uygulanmalıdır.

Bel fıtığı, omurlar arasındaki disklere fazla yük binmesi sonucu oluşur. Ameliyatsız bel fıtığı tedavi yaklaşımında temel hedef omura binen fazla yükün ortadan kaldırılması olmalıdır. Bu fazla yükün sebebi üstteki veya alttaki omurun hareketsiz kalması, çekirdek bölge olarak adlandırdığımız omurga çevresi kasların (core kasları) zayıf veya çalışmamasından kaynaklı olabilir. Hareketsiz olan omurlar hareketlendirilip çalışmayan veya zayıf olan kas grupları aktif ve güçlü hale getirilirse bel fıtığının önüne geçilebilir. O yüzden bel fıtığı tedavisinde sadece semptomları azaltmaya yönelik değil de fıtığa sebep olan asıl sorun ortadan kaldırılırsa tedavi başarıya ulaşır.

 

Bel düzleşmesi demek normal olması gereken doğal bel çukurluğunun azalması demektir. Normal yer çekimi hattına göre omurlarımıza binen yükün sağlıklı olması için beldeki C şeklindeki kavisin korunması gerekmektedir. Eğer bu kavis korunamayıp bel düzleşmesi meydana gelirse omurlara binen yük artar. Bunun yanı sıra vücudumuzun diğer bölgelerinde de problemler açığa çıkarabilir.  Bu yüzden bel düzleşmesi ile sadece bel sağlığımız bozulmakla kalmaz kalça sırt gibi vücudumuzun diğer bölgelerini de etkileyerek yaşam kalitenizi düşürür.

Normalde üst üste düzenli bir şekilde dizili olarak yerleşen omurlardan herhangi birinin öne ya da arkaya doğru yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Omurlar birbiri ile eklem yapar ve bağ dokular ile birbirine sıkıca bağlıdır. Spondilolistezis denilen bu kayma hareketine maruz kalan bir bölgede omurlar arasındaki dokular zarar görür, omurların arasında bulunan omurilik ve sinirler sıkışır. Bunun sonucunda bel kalça ve bacaklarda ağrı, uyuşma, karıncalanma ve yanma gibi semptomlar oluşur. Bel kayması doğuştan gelişim bozukluğuna bağlı olarak ve ya ilerleyen yaşlarda yaşlanmaya bağlı olarak bağ dokularda meydana gelen yıpranma sonucu ortaya çıkabilir.

Bel ağrısı şikayeti ile gelen bir hastaya öncelikle fizik muayene de bulunulur. Gerekli ise radyolojik görüntüleme istenir. Fizik muayene ve görüntüleme sonuçlarına göre spondilolistezis teşhisi konur. İlerlememiş bir kayma ise ameliyatsız tedavi manuel terapi ve kişiye özel egzersiz programları ile mümkündür. Manuel terapi ile kaymaya sebep olan durumlar ortadan kaldırılır, medikal egzersiz ile kaslar aktif hale getirilir ve kuvvetlendirilir. Böylelikle daha düzgün bir omurga dizilimi ve kuvvetli çekirdek bölge kasları ile omurga sağlığı sağlanmış olur.

Bu ağrılar 6 haftadan daha kısa süreli olan ağrılardır. Genellikle belirli bir kaza veya bir aktivite ile ani yük binmesi sonucu ortaya çıkar. Bzen de sebebi bilinmeyen bir şekilde aktiviteye bağlı olmadan da ortaya çıkabilir.  Akut bel ağrılarında çoğu zaman ağrılar kendiliğinden geçer ama uzun vadede düşünüldüğünde bel bölgesine gelen travma o bölgenin uyarılmasını bozar ve daha ciddi problemlere yol açabilir. Bu yüzden akut dönem bel ağrılarına profesyonel şekilde müdahalede bulunulmalıdır. Manuel yöntemlerle ağrı ve ödem azaltılmalı, o bölgenin uyarılması kısa sürede düzenlenmelidir. Antiinflamatuar ilaç desteği ile iyileşme hızlandırılmalıdır.

Omurgamız omuriliği koruyan ve çevreleyen bir kanala sahiptir. Bu omurilik kanalının belli sebeplerden dolayı daralması ‘dar kanal’ olarak adlandırılır. Omurgamızı sabit tutan yapılar disk adı verilen omurlar arasındaki yastıkçıklar, omurları bağlayan eklemler ve bağlardır. Zamanla diskler elastikliğini kaybeder, eklem ve bağlar kalınlaşır, kemik yapıların formu bozulmaya başlar. Bütün bu dejenerasyon süreçleri omurilik kanalının daralmasına neden olabilir. Yalnızca bu dejeneratif süreçler değil kişinin yaşadığı bir düşme öyküsü de travma sonucu bir dar kanal gelişmesine sebep olabilir. Oluşan bu dar kanal sonucunda kanal içinden geçen omurilik sıkışır, sinirler baskı halinde kalır ve normal görevini yapamaz hale gelirler.

Bel kanal darlığında daralan seviyede omurilik sıkışacağından dolayı o seviyedeki sinirlerde baskı altında kalacaktır. Bu sinirler bacak bölgesine gittiği için genellikle bacaklarda semptom verirler. Genellikle her iki bacakta uyuşma, kuvvet kaybı, yürüme mesafesinde kısalma, nadiren mesane veya bağırsak problemleri gibi semptomlar olabilir. Semptomlar uzun süre ayakta kalma ve yürümeyle artabilir. Bunların yanı sıra dar kanal her zaman semptom vermeyebilir. Yapılan çalışmalarda hiçbir semptomu olmayan ama ciddi dar kanalı bulunan vakalara rastlanmıştır.

Bel ağrısı yaşayan insanların büyük bir problemi de yanlış yatak seçimi ve yanlış yatış ve kalkış pozisyonudur. Yumuşak ve vücudun şeklini alan yatakların yerine daha orta sertlikte yataklar seçilmelidir. Yatış pozisyonu olarak yapılan hata yüzükoyun yatmaktır. Bu yatış hem kardiyovasküler sistem açısından zararlı hem de bele en fazla yük bindiren yatış pozisyonudur. Bu yüzden sağa, sola ve sırtüstü yatmak önerilmektedir. Sırtüstü yatışta dizler altına yastık, sağa veya sola yatışta dizler arasına yastık alıp dizi hafifçe karnına çekmek önerilmektedir. Yataktan kalkarken de aniden kalkmak yerine sağa veya sola dönüp destekli kalkmak veya kişinin durumuna göre tolera edebiliyosa karın sıkı tutup kaslardan destek alarak kalkması önerilmektedir.

Priformis kası arasından geçen siyatik sinirin bu kastaki gerginliğin artması sonucu sıkışmasıyla ortaya çıkan ve genellikle bel fıtığı ile karıştırılan bir rahatsızlıktır. Kalça ve bel bölgesindeki  eklemlerin kontrol problemleri priformis kasının aşırı gerilmesine yol açabilir. Ayrıca kas içi enjeksiyonlar sonrası görülen apse, kanama gibi durumlarda sendromun oluşmasına zemin hazırlar. Uzun süreli yürüme, koşma, sert zeminde oturma, bacak bacak üstüne atarak oturma gibi durumlarda priformis sendromu semptomlarını artırıcı etkiye sahip durumlardır.

Manuel terapi yöntemleriyle bu rahatsızlığı tedavi etmek mümkündür. Manuel terapi ile kas yumuşak doku mobilizasyon yöntemleriyle gevşetilir, eklem çevresindeki gerginlikler azaltılır ve kan dolaşımı arttırılır. Sıkışan siyatik sinirin bozalan dolaşımını düzenlemek ve siniri daha hareketli hale getirmek için sinir mobilizasyon yöntemleri kullanılır. Tedavinin kalıcılığını sağlamak için manuel terapiye ek olarak kişiye özel ihtiyaca yönelik medikal egzersiz programı oluşturulmalı ve bu egzersizler düzenli hale getirilmelidir.

Cerrahi girişim sonrasında genellikle kas zayıflığı, ekleme asimetrik yüklenmeler, hareketlilik ve fiziksel aktivite düzeyinde azalma gibi durumlar görülür. Başarılı bir tedavi süreci geçirmek için bu problemler göz önünde bulundurulmalıdır. Cerrahi sonrası 1. gün tedaviye başlanabilir. Uygulanan tedavi programında kalça eklem hareketliliği manuel yöntemlerle optimal düzeye yaklaşmalı, yeterli ölçüde kan dolaşımı sağlanmalıdır. Kalça çevresi kasların kuvvetlendirilmesi, yürüme ve denge eğitimi, ilerleyen süreçlerde fonksiyonel egzersizler de tedavini etkinliğini artırmaktadır. Kilo kontrolü, günlük yaşam aktivitelerinin modifikasyonu, düzenli yapılan ev egzersiz programları süreci daha sağlıklı atlatılmasını sağlayan etmenlerdir.

Kalça eklemi top-soket tipinde bir eklemdir. Eklemi oluşturan kemikler uyluk kemiği ve leğen kemiğidir. Uyluk kemiğinin top kısmı ile leğen kemiğinin sokete benzer çukurunun eklem yapması ile oluşur. Oldukça hareketli bir eklemdir. 

Kalça eklemini meydana getiren bu kemikler arasında anormal ve tekrarlayıcı hareket zamanla eklemde harabiyete neden olur. Bu harabiyet sonucuna kalçada ağrı, batma eklemde takılma hissi ve ses gelmesi, zaman zaman da kalçada güvensizlik hissi söz konusudur. Bu sıkışma sonucu semptomlar yalnızca kalçada görülmeyebilir. Kalça optimal düzeyde hareket edememesinden dolayı kalça eklemi yük alamaz ve alamadığı bu yük diz eklemine veya bel bölgesine fazla yüklenmeye sebep olabilir. Bu yüzden bel ve diz problemlerinde de kalça ekleminin sıkışması değerlendirilmelidir.

Kalça eklemindeki sıkışma ve eklem boşluğundaki daralmaya bağlı olarak eklem hareketi oldukça azalır. Bunun sonucunda eklem etrafınfdaki kapsül ve kaslar gergin hale gelir, eklem içinde yapılar sıkışmadan dolayı zedelenir ve dejeneratif durumlar meydana gelir. Tedavi aşamasında yapılan manuel terapi teknikleriyle hareketsiz halde olan eklem mobil hale getirilir. Böylece kapsül ve kaslardaki gerginlikler azalır, kan dolaşımı artarak eklem içi dokular beslenmeye başlar. Eklem hissini artıracak yöntemler ile kalça eklem farkındalığı arttırılır. Tedaviye ek olarak kalça çevresi kasları kuvvetlendirecek egzersizler, eklem hissini arttırıcı egzersizler ve denge egzersizleri ile daha sağlıklı bir kalça eklemine sahip olunur. Bu yöntemlere ek olarak kıkırdak hasarının tamiri için PRP gibi enjeksiyon yöntemleri ile tedavi desteklenir.

Halk arasında kireçlenme olarak da biline osteoartrit kalça ekleminde aşınmaya yol açarak ağrıya ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığa sebep olur. Hastalığın erken döneminde ağrı günün sonunda ekleme binen yükler ve yorgunluk sonucu hissedilir. İlerleyen dönemde ise uykudan uyandıran ağrı, sabahları eklemde sertlik, merdiven inip çıkma, arabaya inme-binme, çömelme, giyinme gibi aktivitelerde zorlanma görülür. Genellikle yaşla birlikte artan bu problemi düzenli spor yapma, kilo kontrolü, beslenme düzenlenmesi gibi yöntemler koruyucu etkiye sahip yöntemlerdir.

Bu hastalıkta öncelikli hedef ameliyatsız tedavi etmek olmalıdır. Bu doğrultuda tedavinin amacı ağrıyı gidermek, kireçlenmenin ilerlemesini yavaşlatmak ve kişinin yaşam kalitesini artırmak olmalıdır. Bu amaçla manuel terapi ve fizik tedavi sıkça başvurulan tedavi yöntemleridir. Uygun manuel terapi teknikleri ile kireçlenme sonucu hareketsiz kalan kalça eklem hareketi arttırılır, kan dolaşımı artmasıyla eklem içi ve çevresi dokular beslenir. Fizik tedavi yöntemleri olan elektroterapi ve yüzeyel sıcak uygulamaları ile tedavi desteklenebilir.

Tedavilere ek olarak hastalara uygun yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Kilo fazlası varsa verilmesi, zorlayıcı aktivitelerden uzak durması, uzun süre aynı pozisyonda oturulmaması, uygun ayakkabı seçimi gibi önerilerle hasta doğru bir şekilde yönlendirilir.

Kasık ağrısının en biline sebebi adductor tendinit denilen durumdur. Koşma, futbol, yüzme, binicilik, jimnastik gibi sporlarda en çok kullanılan kaslar bacak içi kas grubudur.  Tekrarlı hareketler ve zorlayıcı stresler bacak içinde, kasığa yakın kasların ve özellikle tendonların yaralanmasına neden olur. Sabahları kasık bölgesindeki katılık ve ağrı, aktivite başlangıcında kasıkta oluşan ağrı ve çekme hissi en tipik bulgulardır. Aynı zamanda yaralanan tendona dokunulduğunda hassasiyet vardır. Bu sakatlık sıklıkla sporcularda görülür. Yeterince germe ve ısınma yapılmaması kontrolsüz yapılan kuvvetledirme çalışmaları ve sportif faaliyetler ve bunların dışında kişide var olan mekanik problemler tendonlara aşırı yük bindirir ve iltihaplanmasına yol açar. Sakatlığa yol açan mekanik problemin ortadan kaldırılmasını takiben yapılacak olna kuvvetlendirme ve egzersiz çalışmaları kişiyi sağlığına kavuşturur.

Kalça eklemi sürekli yapılan yoğun aktivitelere dayanabilen güçlü bir yapıya sahip hareketli bir eklemdir. Yuvarlak bir başı olan uyluk kemiği geniş harekete sahip olan  bir soketin içine yerleşmiştir. Dayanıklı yapısına rağmen kalça ekleminde ağrıya sebep olan durumlar  yapılan zorlayıcı hareketler, düşme, yaralanma veya ilerleyen yaş gibi nedenlerle olabilir. Aynı zamanda düşme ya da kemik erimesine bağlı olarak kırıklarda kalça problemleri yaratabilir. Kalça ağrısı her zaman büyük bir soruna işaret etmez. Uzun süre oturma ve ayakta durmak da kalça ağrısına sebep olabilir. Bu tür ağrılar herhangi bir tedaviye gerek kalmadan iyileşir. Direkt olarak kalçaya gelen travmalar kırık çıkıklar, artritik durumlar, kasık fıtığı, tendinit, sinovit gibi durumlar ve bunların dışında bel ve diz bölgesindeki problemler kalça ağrısına neden olabilir.

Kalça çıkığı, çocuklarda kalça ekleminde gelişim probleminin olduğu bir durumdur. Bu rahatsızlıklar bebek stabil olmayan gevşek bir kalça eklemi ile doğduğunda ortaya çıkar. Kalça eklemindeki stabil olmayan bu durum bebek büyüdkçe ilerler. Kalça ekleminde bulunan uyluk kemiğinin başı bu süreçte yerinden kayabilir ya da çıkabilir.

Bebeklerde her zaman kalça çıkığı ile alakalı bir belirti görülmeyebilir. Bu sebeple düzenli olarak bir uzmandan destek alınabilir. İki bacak arasında uzunluk farkı, kalça eklem hareketinde kısıtlılık, emekleme, oturma gibi gelişimsel aşamalarda gerilik, kalça bölgesinde deri katlantılarında asimetri ve sayı farkı, yürüyen bebek ve çocuklarda yürürken aksama gibi durumlar kalça çıkığı belirtileri olabilir. Eğer çocuğunuzda bu belirtiler varsa erken dönemde müdahale edilmelidir.


ONLINE RANDEVU
Fizyoterapist Mehmet Şen
Fzt. Mehmet ŞEN Fizyoterapi ve Rehabilitasyon RANDEVU AL
Fizyoterapist Kaan Akın
Fzt. Kaan Akın Fizyoterapi ve Rehabilitasyon RANDEVU AL